
| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| bound: | [isim] sıçrama, fırlama, zıplama, sekme; sınır; avut; yasak bölge | |
| bound: | [sıfat] bağlı, mecbur, zorunlu, engellenen; gitmek üzere, yola çıkmış; nedeniyle | |
| bound: | [fiil] zıplamak, sıçramak, zıplaya zıplaya gitmek, sekip geri gelmek, sınırlarını çizmek, sınırlamak, kısıtlamak | |
| : | ||
| : | ||
| : | ||
| : | ||
| : | ||
| : | ||
| : | ||
| : | ||
| : |