| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| eğer: | if, whether, providing that, provided that, providing |
| eğer olay sırasında kazayı yapanın makul bir önlemi ile kazanın yer alması önlenmesi olanağı var idiyse kazayı yapanın bu önlemi almamış olmaktan soru: | last clear change |
| eğer satın alıyorsa en düşük fiyatı elde etmelidir: | sell at best |
| eğer mümkünse ve mümkün olduğu çapta bireylerin veya birimlerin işbirliğiyle performanstan sorumlu bir birey veya birimlerin performans ölçümleri: | [isim] accountable management |
| eğer varsa: | if any |
| eğer bir aksilik olacaksa: | murphy's law |
| eğer bir şeyde terslik olacaksa bunun en kötüsünün gerçekleşeceği varsayımı: | sod's law |