
| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| fence: | [isim] çit, parmaklık, engel, eskrim, çalıntı mal satıcısı | |
| fence: | [fiil] çit ile çevirmek, korumak, savunmak, çalıntı mal satmak, eskrim yapmak, kaçamak cevap vermek | |
| fence in: | çit ile çevirmek, kapamak, kilitlemek | |
| fence month: | av yasağı mevsimi | |
| fence off: | çitle ayırmak, defetmek (sorun vb.) | |
| fence sitter: | tarafsız gözlemci | |
| fence rider (sitter): | kararsız | |
| fence stroddler: | oportunist, çıkarcı, fırsatçı | |
| fence mending: | politikacının kendi seçim bölgesindeki insanlarla ilgilenmesi |