| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| ileride: | in the future, in future, ahead of, further, infra |
| ileride yer alan kimse: | forward |
| ileride yürürlüğe girecek olan: | executory |
| ileride bir tarihte teslim etmek üzere sipariş almak: | [fiil] to take orders for future delivery |
| ileride gerekebilir durumu olmak: | [fiil] to come in handy |
| ileride belirli bir tarihte: | deferred annuity policy |
| ileride kararlaştırılmış bir tarihte yapılacak teslimatta geçerli fiyat: | forward s price, forward price |
| ileride yer alması olası iddia ve müdahaleleri bertaraf etmek için bir ayni hakkın tespiti amacıyla mahkemeye yapılan başvuru: | bill to quiet possession and title |