
| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| kıdemli: | senior, prior, elder, highly placed, vet, veteran | |
| kıdemli başçavuş: | staff sergeant, sergeant first class | |
| kıdemli er: | private first class | |
| kıdemli kimse: | senior, old timer, elder | |
| kıdemli subay: | senior officer | |
| kıdemli muhasip: | senior accountant | |
| kıdemli bir yöneticiyi nispeten daha az etkinliği olan ve böylece artık zararlı olamayacağı bir mevkie terfi ettirmek: | [fiil] to kick upstairs |