| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| leading: | [sıfat] önde olan, başlıca, ana, önemli, ileri gelen |
| leading: | Vüuda devamlı kurşun girişine abğlı zelirlenme hali, kronik kurşun zehirlenmesi. |
| leading descriptions: | [isim] (Br) baştaki hisse senetleri |
| leading article: | başmakale, müşteri çekici ucuz mal |
| leading case: | emsal karar, örnek dava |
| leading characters: | onde gelen karakterler |
| leading indicators: | [isim] öncü göstergeler |
| leading vats: | [isim] (borsa) çok satılan hisse senetleri |
| leading role: | başrol |
| leading topics of the hour: | [isim] günün başta gelen konuları |
| leading astray: | iğva |
| leading zero: | ondeki sifir |