| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| lost: | [sıfat] düşünceye dalmış, kaybolmuş, kayıp, mahvolmuş, şaşırmış, dalgın, kendini kaybetmiş, kaybedilmiş |
| lost and found: | kayıp eşya bürosu |
| lost call: | yitik cagri |
| lost cause: | [isim] ümitsiz iş, kaybedilmiş sayılan iş |
| lost in: | dalmış |
| lost or not lost: | (deniz sigortası) ziyana uğrasın uğramasın (gemi sefere çıktıktan sonra yapılan deniz sigorta poliçelerine konulan bu kloz ile sigortalının daha önced, konşimentoda bulunan bu şarta göre sefer esnasında yük zayi olsa bile navlun taşıyıcıya ödenir |
| lost securities: | [isim] kaybolmuş kıymetli kâğıtlar |
| lost pims: | kazanç kaybı |
| lost at sea: | denizde kayıp |
| lost property office: | [isim] kayıp eşya bürosu |
| lost opportunity: | kaybolmuş fırsat, kaçan fırsat, kaybolmuş fırsatı |