| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to break: | [fiil] kesmek, bozmak, riayet etmemek, (kanuna) uymamak, araya girmek, sona erdirmek, içine girmek, iflas ettirmek, (para) bozdurmak, kaçmak, devreyi kapatmak, ihlal etmek, göçmek, düşmek, bozulmak, kırmak, kopmak, nakzetmek, parçalamak, parçalanmak |
| to break the law: | [fiil] kanuna karşı gelmek |
| to break down a balance sheet: | [fiil] bilançoyu bölümlere ayırmak, bilanço yu bölümlere ayırmak |
| to break down all opposition: | [fiil] bütün muhalefeti kırmak |
| to break in two: | [fiil] kopmak |
| to break out in flames: | [fiil] alevlenmek |
| to break with old ties: | [fiil] eski bağları koparmak |
| to break up with one another: | [fiil] bozuşmak |
| to break a rule: | [fiil] bir kurala karşı gelmek, kurala karşı gelmek |
| to break the currents: | [fiil] elektrik akımını kesmek |
| to break one's journey: | [fiil] yolculuğuna ara vermek |