| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to crack: | [fiil] yarılmak, kırılmak, çatlatmak, kırmak, (kasa) zorlamak, açmak, (ses) çatallaşmak, (petrol) ayırmak, çözüm bulmak, hızla vurmak, espri yapmak, çatlamak, ayrılmak, şakketmek, şaklatmak, yarmak |
| to crack down: | [fiil] sıkı önlemler almak |
| to crack down on sb: | [fiil] birine baskı yapmak |
| to crack down on tax evasion: | [fiil] vergi kaçakçılığını önlemek |
| to crack (one's knuckles: | [fiil] çıtlatmak |
| to crack a bottle of wine: | [fiil] bir şarap şişesinin boynunu kırarak açmak |
| to crack up: | [fiil] sinir krizi geçirmek, (araba) kazada haşat etmek, kaza geçirmek, gülmekten katılmak, (Br) övmek |
| to crack a crib: | [fiil] hırsızlık amacıyla bir eve girmek, işyerine hırsızlık amacıyla girmek |
| to crack a safe: | [fiil] (hırsız) kasayı açmak |
| to crack the whip: | [fiil] kırbacı şaklatmak |