TELAFFUZKELİMEANLAM
to deal:[fiil]  alakadar olmak, ilgilenmek, iş yapmak, davranmak, iskambil kâğıtlarını dağıtmak, (politikada) kayırmak ve desteklemek
to deal out gifts:[fiil]  armağan dağıtmak
to deal in goods of all kinds:[fiil]  her türlü mal ticareti yapmak
to deal in options:[fiil]  opsiyon işi yapmak, (Br) opsiyon ticareti yapmak, opsiyon ticareti yapmak
to deal with the disorders in the capital:[fiil]  başkentteki karışıklıkları halletmek
to deal harshly with sb:[fiil]  birine sert davranmak
to deal with:[fiil]  temas etmek, değinmek, bahsetmek, işini görmek, icabına bakmak, müşterisi olmak, dokunmak
to deal with ...:[fiil]  ...'i ele almak, ...'i tartışmak
to deal with sb:[fiil]  birinin icabına bakmak
to deal with a case:[fiil]  bir davayı karara bağlamak
to deal with a riot:[fiil]  bir isyanı bastırmak, isyanı bastırmak



[ son aranan 10 kelime: prostatit | to know no measure | pronate | disposition | stock of food | karışıklık çıkaran | common informer | ottoman porte | gemination | to deal ]
cümle çeviri / sözlük / kullanım şartları / bize ulaşın
RoketSozluk.com 2008-2026 - Tüm Hakları saklıdır. 0.0018