| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to delay: | [fiil] sonraya bırakmak, alıkoymak, mâni olmak, gecikmek, geç kalmak, geciktirmek, ertelemek, bekletmek, aksamak, aksatmak, tehir etmek, tutmak |
| to delay creditors: | [fiil] alacaklıları oyalamak |
| to delay payment: | [fiil] ödemeyi geciktirmek |
| to delay traffic: | [fiil] trafiği aksatmak |
| to delay (in making) payment: | [fiil] ödemede gecikmek |
| to delay in making payment: | [fiil] ödeme de gecikmek |
| to delay intra-group payments: | [fiil] holding içi ödemeleri geciktirmek |
| to delay its funding: | [fiil] fon teminini geciktirmek |
| to delay one's creditors: | [fiil] alacaklılarını oyalamak |
| to delay price increases as long as possible: | [fiil] fiyat artışını mümkün olduğu kadar geciktirmek |
| to delay the proceedings: | [fiil] kovuşturmayı sürüncemeye uğratmak |