| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to distinguish: | [fiil] farklı kılmak, anlamak, idrak etmek, değer kazandırmak, fark etmek, ayırmak, ayırt etmek, seçmek, tefrik etmek, temyiz etmek |
| to distinguish between cases apparently similar: | [fiil] benzer görünen davaları birbirinden tefrik etmek |
| to distinguish between: | [fiil] arasındaki farkı ayırt etmek, ... arasındaki farkı ayırt etmek, tanımak |
| to distinguish from: | [fiil] ayrılmak, ayırmak |
| to distinguish oneself: | [fiil] temayüz etmek |
| to distinguish oneself in an examination: | [fiil] sınavda başarıyla geçmek |
| to distinguish sb in a crowd: | [fiil] kalabalıkta birini seçmek |
| to distinguish with a prize: | [fiil] ödülle taltif etmek |
| to distinguish between right and wrong: | temyiz |