| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to hammer: | [fiil] çekiçle vurmak, çekiçlemek, çekiçle işlemek, yumruk atmak, yumruklamak, (kalp) hızla atmak, zihnen çok çalışmak, saldırmak, hücum etmek, dövmek, vurmak |
| to hammer out policies: | [fiil] izlenecek politikalara son şeklini vermek |
| to hammer away at a problem: | [fiil] bir problemi çözmek için canla başla uğraşmak |
| to hammer a defaulter: | [fiil] (Br) birini mütemerrit ilan etmek |
| to hammer out: | [fiil] icat etmek, uydurmak, (yapıt) zahmetle yazmak, çekiçle yassılaştırmak |
| to hammer the market: | [fiil] (US) bir piyasada açıktan satış ile fiyatları düşürmek |
| to hammer an idea into sb's head: | [fiil] birinin kafasına bir fikir sokmak |
| to hammer down the fas of shares: | [fiil] hisse senetleri fiyatlarını indirmek |
| to hammer down the lid of a box: | [fiil] bir kutunun kapağını kapatmak |
| to hammer down the prices of shares: | [fiil] hisse senetleri fiyatlarını indirmek |