| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to head: | [fiil] başta olmak, başa geçmek, birinci olmak, önde gelmek, dümen kırmak, yönetmek, yöneltmek, baş koymak, baş yapmak, başını kesmek, budamak, baş olmak, başına geçmek, başa koymak, başına geçirmek, olgunlaşmak, yetişmek, üstünlük sağlamak, geçmek, başı çevrili olmak, başı bir tarafa doğru olmak, baş bağlamak, baş vermek, idare etmek |
| to head a table: | [fiil] bir masanın başına oturmak, bir masaya başkanlık etmek, masanın başında oturmak, masaya başkanlık etmek |
| to head a consortium: | [fiil] konsorsiyumda pilot firma olmak, konsorsiyum da pilot firma olmak |
| to head a rebellion: | [fiil] bir ayaklanmanın başı olmak, bir ayaklanmanın baş olmak |
| to head up: | [fiil] yükselmek |
| to head a list: | [fiil] bir listenin başında olmak, bir listenin başında gelmek, listenin başında gelmek |
| to head a riot: | [fiil] bir ayaklanmanın başında olmak |
| to head south: | [fiil] (ev) güneye bakmak |
| to head a letter: | [fiil] bir mektuba başlamak, mektup bu ba başlamak |
| to head for ...: | [fiil] ...'e doğru gitmek |
| to head one's b: | [fiil] sınıfının birincisi olmak |