| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to intervene: | [fiil] karışmak, araya girmek, düzeltme maksadıyla araya girmek, arada bulunmak, diğer olaylar arasında meydana gelmek, aracılık yapmak, nüfuzunu kullanmak, davaya dahil olmak, engel çıkarmak, müdahale etmek, tavassut etmek |
| to intervene in case of need: | [fiil] ihtiyaç halinde müdahale etmek |
| to intervene to little purpose: | [fiil] müdahalesi işe yaramamak |
| to intervene in a dispute: | [fiil] bir anlaşmazlığa müdahale etmek |
| to intervene in an action: | [fiil] bir davaya müdahale etmek |
| to intervene in an agreement: | [fiil] bir anlaşmaya katılmak |
| to intervene in sb's defence: | [fiil] birinin savunmasına müdahil olarak katılmak |
| to intervene in sb's defense: | [fiil] birinin savunmasına müdahil olarak katılmak |
| to intervene in the internal affairs of a country: | [fiil] bir ülkenin içişlerine karışmak, bir ülkenin içişlerine müdahale etmek |