| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to overcome: | [fiil] yenmek, galip gelmek, alt etmek, gidermek, çaresine bakmak, haklamak, bastırmak, mağlup etmek, üstesinden gelmek |
| to overcome dangers: | [fiil] tehlikeleri atlatmak |
| to overcome the difficult part of a job: | [fiil] ağızlamak |
| to overcome sb's resistance: | [fiil] birinin direncini kırmak |
| to overcome the practical difficulties of a scheme: | [fiil] bir planın uygulama güçlüklerini halletmek |
| to overcome a deadlock: | [fiil] çıkmazı halletmek |
| to overcome the enemy: | [fiil] düşmanla baş etmek |
| to overcome a bad habit: | [fiil] bir kötü alışkanlıktan kurtulmayı başarmak |
| to overcome an obstacle: | [fiil] bir engeli aşmak |
| to overcome difficulties: | [fiil] güçlükleri yenmek |