TELAFFUZKELİMEANLAM
to place:[fiil]  yerleştirmek, (para) yatırmak, plase etmek, vermek, tayin etmek, tanımak, çıkarmak, koşuda ikinci gelmek, derece almak, bırakmak, sınıflandırmak, koymak, bir yere koymak, işe koymak, memuriyete koymak, yatırmak
to place sth in a specified place:[fiil]  oturtmak
to place in the sun:[fiil]  güneşte yer edinmek
to place on the market:[fiil]  piyasaya göndermek
to place great strains on the economy:[fiil]  ekonomiye büyük yük bindirmek
to place a check on the boom:[fiil]  yükselen konjonktürü frenlemek
to place a child under sb's guardianship:[fiil]  çocuğunu birinin velâyetine vermek
to place under guardianship:[fiil]  vesayet altına almak
to place the pimss to sb's account:[fiil]  kârı birinin hesabına geçirmek
to place out of bounds:[fiil]  (Br) yasaklamak
to place among the great writers:[fiil]  büyük yazarlar arasına koymak



[ son aranan 10 kelime: baygın gibi uyuma | counsel l or of legation | anlamayan | social philosopher | anjiyonom | çivi çakmak | uncrossed | to take undue advantage of sb's inexperience | to question the honesty of sb | to place ]
cümle çeviri / sözlük / kullanım şartları / bize ulaşın
RoketSozluk.com 2008-2026 - Tüm Hakları saklıdır. 0.0013