| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to place: | [fiil] yerleştirmek, (para) yatırmak, plase etmek, vermek, tayin etmek, tanımak, çıkarmak, koşuda ikinci gelmek, derece almak, bırakmak, sınıflandırmak, koymak, bir yere koymak, işe koymak, memuriyete koymak, yatırmak |
| to place sth in a specified place: | [fiil] oturtmak |
| to place in the sun: | [fiil] güneşte yer edinmek |
| to place on the market: | [fiil] piyasaya göndermek |
| to place great strains on the economy: | [fiil] ekonomiye büyük yük bindirmek |
| to place a check on the boom: | [fiil] yükselen konjonktürü frenlemek |
| to place a child under sb's guardianship: | [fiil] çocuğunu birinin velâyetine vermek |
| to place under guardianship: | [fiil] vesayet altına almak |
| to place the pimss to sb's account: | [fiil] kârı birinin hesabına geçirmek |
| to place out of bounds: | [fiil] (Br) yasaklamak |
| to place among the great writers: | [fiil] büyük yazarlar arasına koymak |