| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to reconcile: | [fiil] aralarını bulmak, razı etmek |
| to reconcile friends: | [fiil] arayı yapmak |
| to reconcile with the facts of the case: | [fiil] vakanın gerçekleri ile uyum sağlamak |
| to reconcile the parties: | [fiil] tarafları uzlaştırmak |
| to reconcile a dispute: | [fiil] bir ihtilafı halletmek |
| to reconcile oneself to one's work: | [fiil] işine kendini uydurmak |
| to reconcile oneself to sth: | [fiil] bir şeye razı olmak |
| to reconcile two points of view: | [fiil] iki görüş açısını bağdaştırmak |
| to reconcile with sb: | [fiil] barışmak |