| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to reserve: | [fiil] ayırmak, saklamak, ihtiyat olarak saklamak, muhafaza etmek, rezerve etmek |
| to reserve a table at a restaurant: | [fiil] restoran da masa ayırtmak |
| to reserve one's proprietary rights: | [fiil] özel mülkiyet haklarını saklı tutmak |
| to reserve the use of sth: | [fiil] bir şeyin kullanımıni mahfuz tutmak, bir şeyin kullanımıni saklı tutmak |
| to reserve a thing to oneself: | [fiil] bir şeyi kendine saklamak |
| to reserve money for unforeseen contingencies: | [fiil] beklenmedik durumlar için yedek akçe ayırmak, beklenmedik durumlar için para ayırmak |
| to reserve a part of the profit: | [fiil] kârların bir kısmını ihtiyata ayırmak, kârın bir kısmını ihtiyata ayırmak |
| to reserve a question for further consideration: | [fiil] bir soruyu sonradan ele almak üzere ertelemek |
| to reserve rooms at a hotel: | [fiil] bir otelde oda ayırtmak |
| to reserve all rights in an invention: | [fiil] bir buluşla ilgili bütün hakları saklı tutmak |
| to reserve for: | [fiil] ayırmak |