| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to squeeze: | [fiil] sıkıştırarak tıkmak, sıkıştırıp (para) sızdırmak, geçirmek, ezmek, cenderelemek, sıkmak, tazyik etmek |
| to squeeze (people , things) into (a relatively small space: | [fiil] sığıştırmak |
| to squeeze themselves into a place: | [fiil] tıkışmak |
| to squeeze oneself into a crowded bus: | [fiil] kalabalık bir otobüse zar zor girmek |
| to squeeze one's way through the crowd: | [fiil] kalabalıkta kendine yol açmak |
| to squeeze out: | [fiil] vicdansızca mahvına sebep olmak |
| to squeeze (money) out of sb: | [fiil] sızdırmak |
| to squeeze down a price: | [fiil] bir fiyatı indirmek |
| to squeeze down prices: | [fiil] fiyatları düşürmek |
| to squeeze into (a narrow place: | [fiil] sokuşmak |
| to squeeze money out of sb: | [fiil] boğuntuya getirmek, birinden para sızdırmak |