| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to tighten: | [fiil] sıkışmak, gerginleşmek, gerginleştirmek, gerilmek, germek, sağlamlaştırmak, sıkıştırmak, sıkmak |
| to tighten monetary screws: | [fiil] para musluklarını kapatmak, para vidalarını sıkmak |
| to tighten the monetary screws: | [fiil] para vidalarını sıkmak, para musluklarını kapatmak |
| to tighten up the screws: | [fiil] vidaları sıkmak |
| to tighten up censorship: | [fiil] sansürü sıkılaştırmak |
| to tighten up the censorship: | [fiil] sansürü sıkılaştırmak, sansürü daha sıkı yapmak |
| to tighten a bandage: | [fiil] sargıyı sıkmak |
| to tighten a blockade: | [fiil] ablukayı sıkıştırmak |
| to tighten up: | [fiil] gerilmek |
| to tighten a cask: | [fiil] fıçıyı kalafatlamak |
| to tighten credit: | [fiil] krediyi kısmak |