
| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| to time: | [fiil] zamanlamak, saat tutmak, bir şeyin hızını kaydetmek, düzenlemek, ayar etmek | |
| to time a very appropriate time for (sth) to take place: | [fiil] zamanlamak | |
| to time card: | [fiil] kart basmak | |
| to time sth well: | [fiil] zamanlamak |