| TELAFFUZ | KELİME | ANLAM |
| vital: | [sıfat] yaşamsal, hayati, yaşayan, canlı, hayat dolu, öldürücü |
| vital: | 1. Hayata ait, hayati; 2. Hayat için lüzumlu, 3. Yaşayan, canlı, hayatı olan, dirimsel; 4. () Kalb veya ciğer veya beyin gibi hayat için esas olan organlar. |
| vital point: | düğüm noktası |
| vital spot: | can damarı |
| vital statistics: | nüfus istatistikleri, sağlık ile ilgili istatistikler, vücut ölçüleri |
| vital functions: | [isim] hayat için gerekli doğal faaliyetler |
| vital interests: | [isim] hayati menfaatler, hayati önemi haiz menfaatler |
| vital necessity: | hayati ihtiyaç, hayati zorunluk |
| vital industry: | [isim] hayati önemi olan ürünler sanayii |
| vital importance: | hayati önem |
| vital signs: | [isim] yaşam belirtileri |
| vital personality: | son derece önemli şahsiyet |